Yenidoğan Cerrahisi
Yenidoğan cerrahisi, ilk haftalarda tedavi gerektiren doğumsal anomalileri kapsar. Tanı, ameliyat zamanlaması ve iyileşme süreci ebeveynler için anlatıldı.
Doç. Dr. Hüseyin Murat Mutuş
Çocuk Cerrahisi · İstanbul
{ AI · ön değerlendirme }
çevrimiçiBebeğinizi konuşalım
AI cevapları tıbbi tanı yerine geçmez.
Yenidoğan cerrahisi, yaşamın ilk 28 günü içinde cerrahi tedavi gerektiren doğumsal anomalilerin ve hastalıkların ele alındığı özel bir çocuk cerrahisi alanıdır. Özofagus atrezisi, diyafragma hernisi, bağırsak tıkanıklıkları ve karın ön duvarı defektleri gibi durumları kapsar. Yenidoğan bebeğin fizyolojisi erişkinden tamamen farklı olduğu için bu ameliyatlar deneyimli bir çocuk cerrahı, çocuk anestezi ekibi ve yenidoğan yoğun bakım altyapısıyla birlikte planlanır.
- Tip
- Cerrahi
Yenidoğan cerrahisi nedir?
Yenidoğan cerrahisi, yaşamın ilk 28 günü içinde cerrahi tedavi gerektiren hastalıkların ve doğumsal anomalilerin (anne karnında gelişim sırasında ortaya çıkan yapısal farklılıkların) ele alındığı, çocuk cerrahisinin en özelleşmiş alanlarından biridir. Bu dönemde yapılan ameliyatlar, erişkin cerrahisinin küçültülmüş bir kopyası değildir; tamamen farklı bir fizyoloji, farklı bir anestezi yaklaşımı ve farklı bir bakım düzeni gerektirir.
Yenidoğan bir bebeğin vücut ısısını koruma kapasitesi sınırlıdır, toplam kan hacmi birkaç yüz mililitre düzeyindedir ve karaciğer ile böbrek işlevleri henüz olgunlaşma sürecindedir. Bu nedenle ameliyat sırasında sıvı dengesi, ısı yönetimi ve ilaç dozları gram hassasiyetiyle hesaplanır. Anestezi, çocuk hastalarda deneyimli anestezi ekipleri tarafından, bebeğin gebelik haftası ve kilosu dikkate alınarak planlanır.
Bu alanın bir diğer ayırt edici özelliği ekip yapısıdır. Yenidoğan cerrahisi; çocuk cerrahı, yenidoğan uzmanı (neonatolog), çocuk anestezi ekibi ve yenidoğan yoğun bakım hemşirelerinin birlikte çalıştığı bir süreçtir. Ameliyat kararından taburculuğa kadar her adım bu ekip tarafından ortak değerlendirilir. Ebeveynler için bilinmesi gereken en önemli nokta şudur: bebeğinizin yoğun bakımda izlenmesi bir olumsuzluk işareti değil, bu yaş grubunda güvenli cerrahinin standart parçasıdır.
Hangi durumlarda değerlendirilir?
Yenidoğan döneminde cerrahi değerlendirme gerektiren durumların büyük bölümü doğumsal anomalilerdir. Aşağıda bu alanda en sık karşılaşılan tanı grupları özetlenmiştir.
Özofagus atrezisi (yemek borusunun kapalı olması)
Özofagus atrezisi, yemek borusunun mideye kesintisiz ulaşmak yerine kör bir uçla sonlanmasıdır; çoğu olguda yemek borusu ile soluk borusu arasında anormal bir bağlantı (trakeoözofageal fistül) da bulunur. Bebek tükürüğünü yutamaz, ağzında köpüklü salya birikir ve ilk beslenme denemesinde öksürük ile morarma görülebilir.
Bu durumda beslenme hemen durdurulur ve bebek vakit kaybetmeden ameliyat yapılabilecek bir merkezde değerlendirilir. Cerrahi tedavide yemek borusunun iki ucu birleştirilir ve varsa fistül kapatılır; iki uç arasındaki mesafenin uzun olduğu olgularda aşamalı bir tedavi planı yapılabilir.
Konjenital diyafragma hernisi (Bochdalek ve Morgagni tipleri)
Diyafragma, göğüs boşluğunu karın boşluğundan ayıran kas yapısıdır. Bu yapıda doğumsal bir açıklık kaldığında karın organları göğüs boşluğuna geçer ve akciğerin gelişimini baskılar. En sık görülen tip, diyaframın arka-yan bölümündeki Bochdalek hernisidir; önde, göğüs kemiğine yakın yerleşen Morgagni hernisi daha nadirdir ve genellikle daha hafif seyreder.
Bochdalek tipi hernide asıl sorun açıklığın kendisinden çok akciğerin az gelişmiş olmasıdır (pulmoner hipoplazi). Bu nedenle ameliyat doğar doğmaz değil, bebeğin solunum ve dolaşım açısından stabilleşmesi sağlandıktan sonra planlanır. Açıklık dikişle veya gerektiğinde yama kullanılarak kapatılır.
Akciğer anomalileri ve kitleleri
Anne karnında yapılan ultrason incelemelerinde akciğerde kistik veya solid (içi dolu) yapılar saptanabilir. Konjenital pulmoner havayolu malformasyonu (CPAM), bronkopulmoner sekestrasyon ve konjenital lober amfizem bu grupta en sık karşılaşılan tanılardır. Bir bölümü doğumdan sonra solunum sıkıntısına yol açarken, bir bölümü uzun süre belirti vermeden izlenebilir.
Belirti veren olgularda cerrahi yenidoğan döneminde planlanırken, belirtisiz olgularda ameliyatın zamanlaması (tekrarlayan enfeksiyon riski ve lezyonun yapısı göz önüne alınarak) ileri aylara ertelenebilir. Karar, görüntüleme bulgularıyla birlikte her bebek için ayrı değerlendirilir.
Genitoüriner anomaliler
Böbrekler, idrar yolları ve genital bölgeyi ilgilendiren doğumsal farklılıklar, prenatal ultrasonun yaygınlaşmasıyla artık çoğunlukla doğumdan önce fark edilmektedir. Böbrek toplayıcı sisteminin genişlemesi (hidronefroz), idrar yolunda tıkanıklığa yol açan posterior üretral valv ve mesane ile ilgili yapısal sorunlar bu grupta yer alır.
Bu tanıların önemli bir kısmı yenidoğan döneminde acil cerrahi gerektirmez; öncelik böbrek işlevinin korunması ve idrar yolu enfeksiyonunun önlenmesidir. Tıkanıklığa bağlı böbrek hasarı riski olan olgularda ise erken dönemde girişim planlanır. Bu konunun ayrıntıları çocuk ürolojisi sayfasında ele alınmaktadır.
Anorektal malformasyon (anal atrezi)
Anal atrezi, makat açıklığının hiç oluşmaması veya olması gereken yerde olmamasıdır; bazı olgularda bağırsağın idrar yolu ya da genital bölgeye açılan anormal bir bağlantısı (fistül) bulunur. Doğumdan sonraki ilk muayenede fark edilir ve bebeğin ilk kakasını (mekonyum) yapamaması ile kendini gösterebilir.
Tedavi planı malformasyonun tipine göre değişir: bazı olgularda tek aşamalı onarım mümkünken, daha karmaşık olgularda önce geçici bir kolostomi (bağırsağın karın duvarına ağızlaştırılması) açılır ve asıl onarım ilerleyen aylarda yapılır. Uzun dönemde tuvalet eğitimi ve bağırsak alışkanlıkları düzenli olarak izlenir.
Karaciğer ve safra yolu anomalileri (biliyer atrezi)
Biliyer atrezi, karaciğerden bağırsağa safra taşıyan kanalların tıkalı veya gelişmemiş olmasıdır. Yenidoğan sarılığının ilk iki haftadan uzun sürmesi, kakanın renginin giderek açılıp camcı macunu rengini alması ve idrarın koyulaşması uyarıcı bulgulardır. Bu tablo “uzamış sarılık” olarak değerlendirilip vakit kaybetmeden araştırılmalıdır; çünkü biliyer atrezide cerrahinin başarısı, ameliyatın yaşamın ilk haftalarında yapılmasıyla yakından ilişkilidir.
Cerrahi tedavide safra akışını yeniden sağlamaya yönelik Kasai ameliyatı (portoenterostomi) uygulanır. Doğumsal safra yolu kistleri (koledok kisti) de bu grupta değerlendirilir ve genellikle planlı cerrahiyle tedavi edilir.
İntestinal atrezi (duodenal ve jejunoileal tıkanıklıklar)
Bağırsağın bir bölümünün anne karnında gelişimini tamamlayamaması, doğumdan sonra bağırsak tıkanıklığına yol açar. Onikiparmak bağırsağında (duodenal atrezi) veya ince bağırsağın daha alt bölümlerinde (jejunoileal atrezi) görülebilir. Safralı kusma, karında şişlik ve mekonyum çıkışının olmaması başlıca bulgulardır; duodenal atrezi bazı kromozomal durumlarla birlikte görülebildiğinden bebek bütüncül olarak değerlendirilir.
Tedavi cerrahidir: tıkalı bölüm onarılır veya çıkarılarak sağlam uçlar birleştirilir. Ameliyat sonrasında bağırsağın çalışmaya başlaması beklenir; bu sürede beslenme damar yoluyla desteklenir.
Hirschsprung hastalığı
Hirschsprung hastalığında, kalın bağırsağın son bölümünde bağırsak hareketlerini yöneten sinir hücreleri (ganglion hücreleri) doğuştan bulunmaz. Etkilenen bölüm kasılıp gevşeyemediği için işlevsel bir tıkanıklık oluşur. İlk 48 saat içinde mekonyum çıkaramama, karında ilerleyici şişlik ve beslenme güçlüğü tipik bulgulardır.
Tanı, rektal biyopsi (bağırsak son bölümünden alınan küçük doku örneğinin incelenmesi) ile doğrulanır. Tedavide sinir hücresi içermeyen bağırsak bölümü çıkarılır ve sağlıklı bağırsak makata ağızlaştırılır; uygun olgularda bu ameliyat makat yoluyla, kapalı yöntem desteğiyle yapılabilir.
Karın ön duvarı defektleri (omfalosel ve gastroşizis)
Bu iki durumda da karın organlarının bir bölümü karın duvarındaki bir açıklıktan dışarıda yer alır; ancak birbirlerinden önemli farkları vardır. Omfaloselde organlar göbek kordonunun tabanında, koruyucu bir zarla kaplı bir kese içindedir ve eşlik eden başka anomaliler açısından ayrıntılı değerlendirme gerekir. Gastroşiziste ise bağırsaklar zarsız olarak, genellikle göbeğin sağındaki bir açıklıktan dışarıdadır ve doğumdan hemen sonra ısı-sıvı kaybını önlemeye yönelik acil bakım gerektirir.
Her iki durumda da organlar karın içine yerleştirilerek açıklık kapatılır. Defektin büyüklüğüne göre tek seansta onarım yapılabileceği gibi, organların kademeli olarak karna alındığı aşamalı (silo ile) kapama da planlanabilir.
Sakrokoksigeal teratom
Sakrokoksigeal teratom, kuyruk sokumu bölgesinden gelişen, yenidoğan döneminin en sık görülen tümörlerinden biridir. Çoğunlukla doğum öncesi ultrasonda veya doğumda fark edilir ve önemli bir bölümü iyi huyludur. Bununla birlikte zaman içinde karakter değiştirebileceğinden, tanı konduğunda cerrahi planlama geciktirilmez.
Tedavi, kitlenin kuyruk sokumu kemiğiyle (koksiks) birlikte tam olarak çıkarılmasıdır. Ameliyat sonrasında belirli aralıklarla kan testi ve görüntüleme ile uzun süreli takip önerilir.
Doğumsal baş-boyun kitleleri
Boyun bölgesinde doğumda fark edilen şişlikler; lenf damarlarının doğumsal genişlemesi (lenfatik malformasyon/kistik higroma), tiroglossal kanal kisti veya brankial yarık artıkları gibi farklı kaynaklardan gelişebilir. Çoğu iyi huyludur; ancak büyük kitleler solunum ve yutma işlevini etkileyebileceğinden yenidoğan döneminde yakın izlem gerektirir.
Tedavi kitlenin türüne göre değişir: bazı lenfatik malformasyonlarda kitle içine ilaç uygulaması (skleroterapi) tercih edilirken, bazı kistler planlı cerrahiyle çıkarılır. Zamanlama, kitlenin solunum yoluna yakınlığı ve büyüme hızı dikkate alınarak belirlenir.
Belirtiler ve doğum öncesi tanı
Yenidoğan cerrahisini ilgilendiren anomalilerin önemli bir bölümü artık doğumdan önce, rutin gebelik takiplerindeki ayrıntılı ultrason incelemelerinde fark edilmektedir. Diyafragma hernisi, karın ön duvarı defektleri, bağırsak tıkanıklıkları, akciğer lezyonları ve böbrek genişlemeleri prenatal dönemde saptanabilen başlıca durumlardır. Gerekli görülen olgularda fetal MR (anne karnındaki bebeğin manyetik rezonans görüntülemesi) ile değerlendirme derinleştirilebilir.
Doğum öncesi tanının en büyük katkısı, doğumun planlanabilmesidir. Cerrahi gerektirebilecek bir anomali saptandığında, doğumun yenidoğan yoğun bakım ünitesi ve çocuk cerrahisi ekibi bulunan bir merkezde gerçekleşmesi önerilir; böylece bebeğin doğumdan sonra başka bir hastaneye nakli ve buna bağlı zaman kaybı önlenir. Bu süreçte perinatoloji uzmanı ile çocuk cerrahının ortak danışmanlık vermesi, ailenin doğum sonrası süreci önceden bilmesini sağlar ve belirsizliğin yarattığı kaygıyı azaltır.
Her anomali doğum öncesinde görülemez. Doğumdan sonra dikkat edilmesi gereken bulgular arasında ağızda sürekli köpüklü salya birikmesi, safralı (yeşil) kusma, ilk 48 saatte kaka çıkışının olmaması, karında ilerleyici şişlik, solunum güçlüğü ve iki haftadan uzun süren sarılık sayılabilir. Bu bulgulardan herhangi biri fark edildiğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Tanı süreci ve değerlendirme
Doğumdan sonra cerrahi bir sorun şüphesi olan bebek, önce sistematik bir muayeneden geçirilir. Tanıyı netleştirmek için en sık kullanılan yöntem, radyasyon içermeyen ultrasonografi ile gerektiğinde düşük doz protokollerle çekilen direkt karın ve akciğer filmleridir. Yemek borusu ve bağırsak anomalilerinde kontrastlı (ilaçlı) görüntüleme, karmaşık olgularda ise tomografi veya MR değerlendirmeye eklenebilir.
Görüntülemenin yanında kan testleri ile bebeğin sıvı-elektrolit dengesi, enfeksiyon bulguları ve organ işlevleri değerlendirilir. Bazı anomaliler başka sistem sorunlarıyla birlikte görülebildiğinden, kalp ultrasonu (ekokardiyografi) ve gerekli olgularda genetik değerlendirme tanı sürecinin parçası olabilir. Amaç yalnızca cerrahi sorunu tanımlamak değil, bebeği ameliyata bir bütün olarak hazırlamaktır.
Tanı netleştiğinde ekip aileyle oturur ve durum anlaşılır bir dille anlatılır: sorunun ne olduğu, tedavi seçenekleri, ameliyatın zamanlaması ve beklenen süreç paylaşılır. Ebeveynlerin soru sorması bu görüşmelerin doğal parçasıdır; anlaşılmayan her nokta yeniden sorulabilir.
Tedavi yaklaşımları
Yenidoğan cerrahisinde tedavinin ilk ilkesi doğru zamanlamadır. Bazı durumlar saatler içinde müdahale gerektirir: bağırsakların açıkta olduğu gastroşizis, beslenmenin akciğere kaçma riski taşıyan özofagus atrezisi ve tam bağırsak tıkanıklıkları bu grupta yer alır. Buna karşılık diyafragma hernisi gibi durumlarda bebeğin solunum ve dolaşımının stabilleşmesi beklenir; belirtisiz akciğer lezyonları gibi tanılarda ise ameliyat aylar sonrasına planlanabilir. “En erken” değil, “bebek için en uygun” zaman hedeflenir.
Uygun olgularda minimal invaziv (kapalı) yöntemler değerlendirilir. Laparoskopi (karın içine kamerayla girilmesi) ve torakoskopi (göğüs boşluğuna kamerayla girilmesi), milimetrik kesilerden çalışılmasına olanak tanır; daha az doku travması ve daha küçük izler hedeflenir. Bununla birlikte kapalı yöntem her bebek ve her anomali için uygun değildir; yöntem seçimi anomalinin tipi, bebeğin kilosu ve genel durumu dikkate alınarak yapılır. Önemli olan tekniğin kendisi değil, o bebek için en güvenli seçeneğin belirlenmesidir.
Tedavinin görünmeyen ama belirleyici bileşeni ekiptir. Ameliyat kararı çocuk cerrahı, yenidoğan uzmanı ve çocuk anestezi ekibinin ortak değerlendirmesiyle alınır; ameliyathanede ısı yönetiminden sıvı desteğine kadar her ayrıntı yenidoğana özel protokollerle yürütülür. Gerekli olgularda çocuk kardiyolojisi, çocuk nefrolojisi gibi yan dallar sürece dahil edilir.
Süreç ve iyileşme
Ameliyat sonrası dönemde bebeğiniz yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenir. Bu ünitede solunum, kalp hızı, vücut ısısı ve ağrı düzeyi kesintisiz takip edilir; bazı bebekler bir süre solunum cihazı desteğinde kalabilir. Yoğun bakım izlemi, yenidoğan cerrahisinin olağan ve planlı bir parçasıdır; süresi yapılan ameliyata ve bebeğin doğum haftasına göre değişir.
Beslenme, iyileşmenin en yakından izlenen başlıklarından biridir. Sindirim sistemini ilgilendiren ameliyatlardan sonra bağırsakların çalışmaya başlaması beklenir; bu süre boyunca bebeğin tüm besin gereksinimi damar yoluyla (parenteral beslenme) karşılanır. Bağırsak hareketleri başladığında önce küçük miktarlarla ağızdan veya sonda ile beslenmeye geçilir ve miktar kademeli olarak artırılır. Anne sütü bu süreçte çoğu durumda ilk tercih edilen besindir; sağılarak saklanması ve emzirmeye geçiş zamanı ekip tarafından yönlendirilir. Annenin bu dönemde süt sağarak üretimi sürdürmesi desteklenir.
Taburculuk; bebeğin ağızdan yeterli beslenebilmesi, düzenli kilo alması ve ek destek gereksiniminin kalmaması ölçütlerine göre planlanır. Eve dönüş öncesinde aileye yara bakımı, beslenme düzeni ve hangi bulgularda hekime başvurulması gerektiği ayrıntılı olarak anlatılır. Evde ateş, kusma, beslenmeyi reddetme, yara yerinde kızarıklık-akıntı veya karında şişlik fark edilirse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Büyüme ve gelişim üzerindeki etkisi
Ebeveynlerin en sık dile getirdiği kaygılardan biri, yenidoğan döneminde ameliyat geçiren bir bebeğin ileride akranlarından geri kalıp kalmayacağıdır. Doğumsal anomalilerin önemli bir bölümünde, zamanında ve uygun şekilde tedavi edilen çocuklar büyüme ve gelişimlerini akranlarıyla benzer şekilde sürdürebilir. Vücuttaki izler bebek büyüdükçe oransal olarak küçülür ve çoğu zaman dikkat çekici olmaktan çıkar.
Bazı tanılarda ise uzun dönem izlem tedavinin doğal parçasıdır. Özofagus atrezisi onarımı sonrasında yutma işlevi ve reflü, Hirschsprung hastalığı ve anorektal malformasyon sonrasında bağırsak alışkanlıkları ve tuvalet eğitimi, diyafragma hernisi sonrasında akciğer kapasitesi, biliyer atrezi sonrasında karaciğer işlevleri belirli aralıklarla değerlendirilir. Bu kontroller bir sorun beklendiği için değil, olası sorunların erken fark edilebilmesi için planlanır.
Takip sürecinde büyüme eğrileri, beslenme ve gelişim basamakları çocuk sağlığı izlemiyle birlikte yürütülür. Ailenin gözlemleri bu süreçte değerlidir; kontroller arasında fark edilen her değişiklik takip eden hekimle paylaşılmalıdır.
Ne zaman uzman hekime başvurulmalı?
Gebelik döneminde yapılan ultrasonda bebeğinizde yapısal bir farklılık saptandıysa, doğum öncesinde bir çocuk cerrahından danışmanlık alınması önerilir. Bu görüşme tanının ne anlama geldiğinin, doğum planlamasının ve doğum sonrası sürecin önceden konuşulmasını sağlar.
Doğumdan sonra aşağıdaki bulgulardan herhangi biri fark edildiğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır:
- Ağızda sürekli köpüklü salya birikmesi, beslenirken öksürme ve morarma
- Safralı (yeşil renkli) kusma
- Doğumdan sonraki ilk 48 saat içinde kaka (mekonyum) çıkışının olmaması
- Karında ilerleyici şişlik ve gerginlik
- Solunum güçlüğü, hızlı soluma, iniltili solunum
- İki haftadan uzun süren sarılık, açık (beyaza yakın) renkli kaka
- Boyunda, sırtta veya kuyruk sokumu bölgesinde doğumda fark edilen kitle
Bu bulguların her biri farklı nedenlerle ortaya çıkabilir ve hiçbiri tek başına tanı koydurmaz; ancak hepsi zamanında değerlendirme gerektirir. Yenidoğan döneminde erken tanı, tedavi seçeneklerini genişletir ve sürecin daha öngörülebilir ilerlemesini sağlar. Bebeğinizle ilgili kaygı duyduğunuz her durumda deneyimli bir çocuk cerrahına danışmaktan çekinmeyin; sorularınızın yanıtlanması, sürecin en doğal parçasıdır.
Sıkça Sorulanlar
Doğum öncesi ultrasonda bebeğimde anomali görüldü, ne yapmalıyım?
Öncelikle paniğe kapılmamak önemlidir; prenatal dönemde saptanan bulguların önemli bir kısmı doğumdan sonra yapılan değerlendirmeyle netleşir. Takipli gebelikte perinatoloji uzmanı ile birlikte bir çocuk cerrahının da doğum öncesi danışmanlık vermesi önerilir. Böylece doğumun hangi merkezde gerçekleşeceği, bebeğin doğar doğmaz hangi değerlendirmelerden geçeceği ve gerekiyorsa ameliyat zamanlaması önceden planlanır.
Yenidoğan bir bebeğe anestezi vermek güvenli midir?
Yenidoğan anestezisi, çocuk anestezisi konusunda deneyimli ekipler tarafından, bebeğin kilosuna, gebelik haftasına ve eşlik eden sorunlarına göre özel olarak planlanır. Ameliyat boyunca vücut ısısı, solunum, dolaşım ve kan şekeri yakından izlenir. Cerrahi gerektiren bir durumda tedavisiz kalmanın taşıdığı risk, kontrollü koşullarda uygulanan anesteziden genellikle çok daha yüksektir; karar her bebek için ayrı ayrı değerlendirilir.
Bebeğim ameliyattan sonra neden yoğun bakımda kalıyor?
Yenidoğan yoğun bakım ünitesi, ameliyat sonrası dönemde bebeğin solunumunun, dolaşımının, vücut ısısının ve beslenmesinin kesintisiz izlenebildiği ortamdır. Bu bir komplikasyon işareti değil, yenidoğan cerrahisinin standart parçasıdır. Kalış süresi yapılan ameliyata, bebeğin doğum haftasına ve genel durumuna göre değişir; ekip aileyi süreç boyunca düzenli olarak bilgilendirir.
Ameliyattan sonra bebeğimi ne zaman emzirebilirim?
Bu, yapılan ameliyatın türüne göre değişir. Sindirim sistemini ilgilendiren ameliyatlardan sonra bağırsakların çalışmaya başlaması beklenir; bu sürede beslenme damar yoluyla desteklenir. Anne sütü çoğu durumda ilk tercih edilen besindir ve sağılarak saklanması önerilir; emzirmeye geçiş zamanı cerrahi ekip ve yenidoğan uzmanı tarafından birlikte belirlenir.
Ameliyatın zamanlaması nasıl belirlenir, her anomali acil midir?
Hayır, her doğumsal anomali acil ameliyat gerektirmez. Bazı durumlar (örneğin mide içeriğinin akciğere kaçma riski taşıyan özofagus atrezisi veya bağırsakların açıkta olduğu gastroşizis) saatler içinde müdahale gerektirirken, bazı anomalilerde bebeğin kilo alması ve genel durumunun stabilleşmesi beklenerek ameliyat haftalar sonraya planlanabilir. Zamanlama; anomalinin türüne, bebeğin durumuna ve eşlik eden sorunlara göre belirlenir.
Yenidoğan döneminde ameliyat olan bebeğin uzun dönem takibi nasıl olur?
Çoğu doğumsal anomalide tedavi ameliyatla bitmez; büyüme, beslenme, gelişim ve ameliyat bölgesinin uzun dönem işlevi düzenli kontrollerle izlenir. Takip sıklığı tanıya göre değişir: bazı çocuklar ilk yıl içinde birkaç kez görülürken, bazı tanılarda ergenliğe kadar uzanan aralıklı kontroller önerilir. Düzenli takip, olası sorunların erken fark edilmesini sağlar.
Birlikte sık değerlendirilen prosedürler
-
Çocuk Karın Cerrahisi
Çocuklarda apandisit, safra yolu, dalak ve bağırsak hastalıklarının laparoskopik ve endoskopik yöntemlerle değerlendirildiği çocuk cerrahisi alanı.
-
Çocuk Göğüs Cerrahisi
Çocuklarda göğüs (toraks) cerrahisi: yabancı cisim aspirasyonu, pnömotoraks, akciğer kist ve kitleleri ile travmalarda bronkoskopi ve torakoskopik tedavi.
-
Çocuk Ürolojisi
İnmemiş testis, kasık fıtığı, hipospadias, hidrosel ve böbrek-idrar yolu sorunlarında çocuğa özel tanı, cerrahi zamanlama ve iyileşme sürecine ebeveyn rehberi.
Görüşme Planla
Bilgileriniz Doç. Dr. Mutuş'un kliniğine ulaşır. 24 saat içinde dönüş yapılır.